Günümüzde toplumların ve ülkelerin gelişmesinde; çevrenin korunması, doğaya karşı duyarlılık ve kaynakların ekonomik bir şekilde kullanılması, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için oldukça kritik hale gelmiştir. Bu bağlamda Aralık 2019’da Avrupa Birliği Komisyonu tarafından açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakat Çağrısı (European Green Deal) ile, Avrupa Birliği 2030 yılına kadar karbon salınımını yüzde 55 oranında azaltmayı, 2050 yılında ise sıfır karbon salınım hedefine ulaşmayı planlamaktadır.

Bu mutabakata göre ekonomik büyümenin şimdiye kadar olduğu gibi dünyanın kaynaklarını sömürerek ve çevreyi kirleterek olmayacağı kesinleşmiştir. Sürdürülebilir bir büyüme stratejisi olarak dikkat çeken mutabakatın çevre odaklı, insana yaraşır istihdam üreten, sanayiden ulaştırmaya, tarımdan enerjiye her alanda karbonsuz bir ekonomi modeli oluşturarak, yeni iş imkânları yaratması ve yaşam kalitesini artırması beklenmektedir.

Dijital dönüşüm, Yeşil Mutabakat ile birlikte, Avrupa’da pandemi sonrası ekonomik toparlanmayı sağlayacak ikiz dönüşümler olarak anılıyor. Bir yandan daha yeşil ve daha temiz bir dünya planlanırken, diğer yandan da dijital dönüşüm ile yepyeni sektörler, iş alanları ve piyasalar açılması hedefleniyor.

Yeşil Mutabakat’ın Üretime Etkileri

Yeşil Mutabakat standartlarında üretim yapmak için bazı firmaların uyum sağlaması ve karbon emisyonu yüksek teknolojilerden, daha düşük karbon üreten teknolojilere geçiş yapması gerekecektir. Bu sürecin hem yatırım hem de dönüşüm maliyetleri olacaktır. Eskiden ucuz hammadde ile emeğin yarattığı maliyet avantajını ve rekabet gücünü, bundan sonra düşük emisyonlu üretim sağlayacaktır.

Yeşil Mutabakatın asıl konularından biri olan enerji sektörü en köklü dönüşümü yaşamak zorunda kalacak; fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş ve bu dönüşümün hızı, yeni dünya düzeninde ülkelerin konumunu belirlemede etkili olacaktır.

Yeşil Mutabakat ile ticaretin kuralları değiştiğinde, bugüne kadar AB’ye ihracat yapan firmaların faaliyetlerini nasıl yürüttüğü daha da önemli hale gelecek. Örneğin fabrikada hangi tür enerjiden elektrik üretildiği, üretim sürecinde çıkarılan emisyon oranı ve şirketin karbon ayak izini belgelendirmesi ve gerçek zamanlı olarak dijital ortamdan takip edilmesi gerekecektir.

Yeşil Mutabakat ve Dijital Dönüşüm

Her ne kadar çevreci bir söylem gibi görünse de aslında Yeşil Mutabakat dijital dönüşümle birlikte tasarlanan yeni bir büyüme stratejisidir. Bu stratejinin temelinde ise sürdürülebilir, kaynakların korunduğu, istihdam yaratan, küresel iklim krizine karşı ciddi yaptırımları barındıran bir yaklaşım yatmaktadır.

İlerleyen süreçte yeşil üretim ile alakalı çok sayıda yaptırımın geleceği ve bu sebeple erken davranan firmaların rekabette önemli avantajlar sağlayacağı bir düzen oluşmaktadır. Devlet tarafından önemli teşvikler içerecek olan konu, önümüzdeki süreçte çok daha fazla adından söz ettirecektir.

 

Digiterra ailesi olarak;

AB Yeşil Mutabatakı’nı, Türkiye’nin kendi kendine yetebilen ve üretim süreçlerini sürdürülebilir zemine taşıyan bir ülke olması yolunda bir fırsat olarak değerlendiriyor ve bu noktada faydacılık ilkesi ile hareket ediyoruz; yeşil ve dijital dönüşümü hayata geçirecek hamleler yapıyor ve bu süreçte geleceğin Türkiye’sini sürdürülebilir ve dijital bir noktaya taşımak için gereken strateji planlamalarını yapıyoruz.